Karaçay-Malkar Türklerinde Ağaç Kültürü - Kültür - -KARACHAY - ALAN-АЛАН
                            
Anasayfa | Kayıt | Giriş Hoşgeldiniz Ziyaretçi | RSS
Site menu
bookmark
Kategoriler
Genel [26]KARAÇAY MALKAR [29]Kültür [27]
İstatistikler
  • visitors by country counter
    flag counter


    Toplam girişler: 1
    Ziyaretçiler 1
    Kullanıcılar: 0

  • Kurlar
    ГТРК
    TV KARACHAY
    TV MALKAR
    Вести КБР
    Bars-El Radiyo
    KURAN
    Anasayfa » Makaleler » Kültür

    Karaçay-Malkar Türklerinde Ağaç Kültürü
    Karaçay-Malkar Türklerinde Ağaç Kültürü
    Yazar Hasan ÜLKER


    İnsanoğlu yaratıldığından bu yana daima bir "şey"e inanma ihtiyacı duymuştur, inanma duygusunun temelinde de korku, saygı, yardım görme isteği gibi çeşitli faktörler yatar, inanılan "şey" ise, gök, yer, yeraltı, su, dağ, ağaç ve hatta o şeyi temsilen insanoğlunun kendi eliyle yaptığı "ilahi" totemler almıştır. Bu inanılan unsurların ortak bir özelliği ise, insanoğlundan güçlü kabul edilmesi ve günlük hayatına girmiş olmasıdır.

    Türk mitolojisine baktığımızda, oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmasına rağmen, bütün Türk boyları için inancı yansıtan, ortak diyebileceğimiz unsurları rahatlıkla görebiliriz. Bunlardan biri da "ağaç kültü"dür.

    Ağaç kültü, Türk mitolojisinde önemli bir yer tutar. Özellikle İslam öncesi inanç sistemini tanımak açısından önemlidir. Kaldı ki, İslam öncesi dediğimiz pek çok unsurun şu veya bu şekilde günlük hayatımıza girdiği de bir gerçektir.

    Ağaç, özellikle de kayın ve çam ağaçlarına ilahi bir gözle bakılmıştır. Uygur Türklerinin türeyiş efsanesinde, iki ağaç arasına gökten bir ışığın inmesi ile beş çocuğun ortaya çıkması, çevredeki halkın onlara ana-babalarını sorduklarında ise, o iki ağacı göstererek, ağaçların önünde diz çökerek yeri öpmeleri, oradaki insanlar tarafından han seçilmeleri ve çoğalmaları anlatılır(1). Oğuz destanında da, Oğuz Kağan'ın çölün ortasındaki bir tek ağacın kovuğundaki Tanrı kızı ile evlenmesi" anlatılır(2). Bir Altay efsanesinde de yerin yaradılışı "…Dalsız, budaksız bir ağaç bitmişti. Bu ağacı Tanrı gördü ve "dalları olmayan ağaca bakmak hoş bir şey değil; buna dokuz tane dal bitsin” dedi. Ağaçta dokuz dal bitti. Tanrı yine şöyle dedi: "Dokuz dalın kökünden dokuz kişi türesin ve bunlardan dokuz ulus olsun"(5) şeklinde anlatılır.

    Yukarıda sunduğumuz örnekler, Türk dünyasındaki ağaç kültünün, en eski çağlardan beri var olduğunu göstermektedir. Türk kültüründe bunların dışında da ağaç ile ilgili pek çok motif vardır. Mesela, Doğu Türkistan'ın Müslüman kamları hastayı afsunla tedavi ederken, çevrelerinde kayın ağacının bulunmasını isterlermiş(4). Bu durum, İslam öncesi inancın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. "Son yıllara kadar Şamanlığı muhafaza eden Altaylı, Sagay, Şor, Kaç, Televüt ve başka ulusların kamları, kayın ağacı bulundurmadan ayin yapmazlarmış. Kayın ağacı burada yalnız ayin törenine katılan bir unsur değil fakat bizzat kendisine tapınılan mukaddes bir varlık(5)" olmuştur. Benzer durumlar, Türklerin İslamiyeti kabulünden sonra Anadolu’da da çeşitli şekillerde. Karşımıza çıkmaktadır(6). Ağacın metafizik bir güç olarak kabul edilmesinin yanı sıra, kendisine tapınılan maddi bir varlık olarak da ortaya çıkması enteresandır. Bu maddi varlığa saygının temelinde yaradılış ve ecdada saygı duygularının yatması muhtemeldir. Zira eski Türkler "ecdad mabedi makamında bir taş oyarlardı. Bu "taş evin” içinde göğe; yere ve hakanın soyuna kurbanlar keserlerdi. Kurbandan sonra da kayın ağaçları dikerlerdi. Bunlardan tanrılık ve kutluk ormanı meydana gelirdi"(7),

    Bu kültün (bütün dünya milletleri tarafından) böylesine saygı görmesinin sebebi tam olarak ortaya çıkarılamamış ise de, ağacın yeşermesi ile kış mevsiminin sona erip, baharın gelmesini müjdeleyici hüviyeti veya çam ağacı gibi her mevsim yeşil kalan ağaçların ebediyeti temsil ettiğinin düşünülmesi, toprağa kök salarak ve her türlü tabiat şartlarına mukavemet ederek uzun yıllar yaşaması, meyveleri ile insanı beslemesi ve aynı meyvelerle sürekli çoğalması gibi olaylar yüzünden de böyle bir saygıya layık görülmüş olabilir(8).

    Bu gün Kuzey Kafkasya'da yaşayan ve bir kısmı, Rusların baskı ve zulümleri sonunda Türkiye'ye göç eden, Karaçay-Malkar Türklerinin İslam öncesi eski inançlarında da bu ağaç kültünü görmekteyiz. Haklarında pek fazla araştırma yapılmayan bu Türk boyunda, bu kültün yakın zamana kadar (1980 yılına kadar) yaşatıldığını, bu gün dahi "saygı duyma" şeklinde sürdürüldüğünü tesbit etmiş bulunmaktayız.

    Evliya Çelebi Kuzey Kafkasya'da yaptığı seyahatini anlatırken "ağaca tapan ademi kavmi"nden bahseder(9). İbn Fadlan da Başkurt Şamanizmini anlatırken, Başkurtların yaz, kış, yağmur, rüzgâr, ağaç (orman), hayvan, insan, gece, gündüz, su, ölüm, hayat ve yer gibi varlıkların her biri için ayrı ayrı birer tanrılarının bulunduğuna ve en büyük tanrının gökte yaşadığına inandıklarım kaydeder(10). Karaçay-Malkar Türklerinin eski inançlarında da aynı öğeleri görmekteyiz(11). Çok çeşitli iyelerin sorumlu oldukları "Gök Tanrı" (Kök Teyri), gökte yaşamaktadır. Yardımcı iyeler ise yeryüzünde insanlarla birliktedir.

    Bu iyelerden birisi de "ağaç”tır. Karaçay-Malkar Türkleri uzun bir zaman ağacı kutlu ve güçlü görmüşler, onun ilahi gücünün kendilerine yardımcı olacağını düşünmüşlerdir. İslamiyeti kabul etmeden çok önceleri Karaçay-Malkar Türkleri de, birçok halk gibi çeşitli öğelere tapınıyor, en azından onları ilahi bir güç olarak görüyorlardı. Karaçaylılar kutsal gördükleri büyük bir çam ağacına saygı duyuyorlardı. Adına da "Cangız Terek"(Yalnız Ağaç) demişlerdi. Adından da anlaşıldığı üzere, ağaç topluluklarından ayrı ve diğer ağaçlardan ayırıcı bir vasfı olsa gerektir. Bu durumu da bütün insanlık dünyasında da ortak olarak görmekteyiz(12). Malkar bölgesinde yaşayanlar ise kutsal olarak kabul ettikleri ağaçlarına "Ravbazı”(?) diyorlardı. Halk o ağaçları tanrılarla eşdeğer görmüş, katı bir şekilde onların gücüne inanmışlardır. Öyle ki, 19.yüz yılın son yarılarına kadar Malkar yaşlıları "Allah seni canınga okuna bolsun, Ravbazı meni canıma bolga edi ansı "(Allah seninle olsun, yeter ki Ravbazı benimle olsun) deyip durmuşlardır. Ravbazının ve Yalnız Ağaç'in yanında birçok törenler düzenlemişler. Bütün bir cemaat toplanıp geldikleri gibi, sülaleler şeklinde, aile toplulukları şeklinde veya yalnız olarak da gelmişler. Gelen kişi dileğini açıklayıp dileğinin gerçekleşmesi için ona yalvarmış. Dileğini kimi açıkça dile getirirken, kimi de gizlice söylemiş. Kimi hastalığından kurtulmayı, kimi sevdiğine kavuşmayı, kimi de çocuk sahibi olmayı dilermiş(13).

    Karaçay'da "Yalnız Ağaç"ı ziyaret edenler ona çeşitli kumaş parçaları bağlamışlar, "iyilik ver, hastalıklardan koru" diye dileklerde bulunmuşlar. Dileklerinin kabul olması için de ağacı kumaş parçalarıyla süslemişler. Evlenmek isteyen kızlar, erkekler de ağacı ziyaret etmişler. Karacayla, Üst Ceguta'da Akbaev İbrahim’den (doğumu,1880), S.O.Şahmurzaev'in 1968 yılında yaptığı derlemede, bu. ziyaret esnasında şu duanın okunduğu tesbit edilmiştir(14):

    "Sen tarkaymagan terekse, (Sen yaşlanaayan ağaçsın,
    Körgenley sargaymagan terekse, Ne zaman baksak sararmıyorsun (hep yeşil duruyorsun),
    Senden kesingça uzun ömür tileybiz Senden kendin gibi uzun ömür diliyoruz
    Uzun çuppa tiley kelgenbiz Senden bağışlanmayı ve yardımını istemeye geldik.)

    Karaçay-Malkar halkı, Malkar’da "Ravbazı"ya, Karaçay'da ise "Yalnız Ağaç'a tapınırlarken, o ağacın çevresinde büyük törenler, oyunlarda düzenlemişler. Ve zamanla, Karaçayda oynanan "Çoppa" adı verilen dansı meydana getirmişler(15). S,O.Şahmurzaev’in, Karaçay'da-uçkulan’da Cançık’dan (doğumu 1880) derlediğine göre, çarşamba günü ağaç ziyaretine gidildiğinde, ağacın çevresinde 60 (altmış) kere dönüp, şöyle söylerlermiş(16):

    "Çoppa, Çoppa! (Çoppa, çoppa!
    Teyribiz bersin semiz ciçça Tanrımız versin bol et
    Maylı bolsun erinle, Yağlansın dudaklar,
    Caşlı bolsun kelinle. Erkek çocuklu olsun gelinler,
    Teyri bersin igilik. Tanrı versin iyilik.
    Bolsun bizge tirilik. Olsun bizde dirilik.
    Çoppa, Çoppa!" Çoppa, Çoppa!

    Karaçay’da, kutsal olarak nitelenen bu "Cangız Terek"in bir de türküsü olmuş. A.HTeppeev'in 1968 yılında Karaçay’da, Karaçay Şehrinde Ebzeev Lokman’dan (doğ.1840) derlediği bu türkünün sözleri şöyle(l7):

    "Oy, Cangız terek, can terek, Oy, Yalnız ağaç, can ağaç,
    Oy.Cangız terek, Teyrini tereği Oy, Yalnız ağaç, tanrının ağacı,
    Oy, Cangız terek, bereketni teregi Oy, Yalnız ağaç, bereketin ağacı,
    Köpdü amalıng seni Faydan çoktur senin
    Adamlaga boluşhan terek, İnsanlara yardm eden ağaç,
    Kesin kimge da süydürgen terek, Kendini herkese sevdiren ağaç,
    Altın capırakla kımıldaydıla töppengde, Altın yapraklar kımıldanıyor tepende,
    Çoppa etedile seni tögeregingde Dolaşıyorlar senin çevrende.

    İnsanlar "Yalnız Ağaç”dan sadece sağlık, çocuk veya sevgiliye kavuşmayı istememişler. Tarlaya çıkmadan önce "Yalnız Ağaç"a kurbanlıklarından paylar getirmişler, türküler söylemişler, danslar-oyunlar düzenlemişler.

    Bunlardan sonra da, "Tamata" denilen, grubun en yaşlı ve saygıdeğer lideri, bu kutsal ağaca tekrar kurbanlıklar adayarak dilekte bulunmuş(18). M.Teppeev'in Karaçay'da Ebzeev Lokman’dan derlediği bu dilek şöyle(19):

    Karaçay Türkçesi ile: Türkiye Türkçesi ile:
    Adamlanı ongdurgan terek! İnsanları oldııran ağaç!
    Kesin kimge da süydürgen terek Kendini herkese sevdiren ağaç!
    Adamlaga boluşhan terek! İnsanlara yardımcı olan ağaç!
    Hataladan kaldırgan terek! Hatalardan engelleyen ağaç!
    Sabanlanı. Ordurgan tereké Ekinleri büyüten ağaç!
    Canngurlanı. cavdurgan terek! Yağmurları yağdıran ağaç!
    Biz saban ızga çıkganbız, Biz tarlaya çıkıyoruz,
    Anı kıyınlıkdan saklap Onu kötülükten
    Saklap, elpek bitdir. Koruyup, verimli yetiştir,
    Sanga biz ülüşüngü keltirdik, Sana biz payım getirdik,
    Entda ülüşüngü unutmabız, Yine payını unutmayız,
    Sen da bizni tilegibizni unutma. Sen de bizin dileğimizi unutma.
    Biz sanga ayağıbıznı takganbız, Bizim ayağımız sana takıldı,
    Sen anı ıçhındır, bizni tilegibizni toltur: Sen onu. bırak, bizim dileğimizi yerine getir:
    Kalacüknü sındırmayın, Kara sabanımız kırılmadan,
    Sabanıbıznı sen sürdür, Tarlamızı sürmemize yardım et,
    Urluğubuznu sen bitdir. Ektiğimiz tohumları sen büyüt.

    Karaçaylılar, yağmur için de "Yalnız Ağaç"dan yardım istemişler. Uzun zaman yağmur yapmayıp, kuraklık olursa, kutsal ağacın yanında kurbanlıklar kesip, ağacın çevresinde dans ederek dönüp, ondan yağmur yağdırmasını dilemişler. Ebzeev Lokman, hu yağmur duasının da şöyle olduğunu belirtiyor(20):

    Hataladan kaldırgan terek, Hatalardan engelleyen ağaç,
    Cangurlanı cavdurgan teyrini teregi Yağmurları yağdıran tanrının ağacı
    Kurgaklık kısdı, ne eteyik? Kuraklık bastırdı, ne yapalım?
    Aç bolalla sabiyle, malla, Acıkıyorlar çocuklar, hayvanlar,
    Termiledile suvga, cangurga. Kıvranıyorlar suya, yağmura,
    Hataladan kaldırgan terek, Hatalardan durduran ağaç,
    Cangurlanı cavdurgan terek! Yağmurları yağdıran ağaç!
    Bitev duniya bolğand aç, Bütün dünya oldu aç,
    Cangur eşikni keng aç! Yağmur kapısını geniş aç!
    Bulutlanı çakır sen, Bulutları çağır sen,
    Cangur eşikni aç sen! Yağmur kapısını aç sen!
    Köle caşnasın, caşnasın, Gök parlasın, parlasın (şimşeklerle)
    Erlay cavup başlasın! Hemen yağmaya başlasın!

    Çok eskiden söylenen bu tapınma dua ve dilekleri, bu gün beşik türküleri veya çocuk şarkıları olmuştur(21). Bu dilekler. Kuzey Kafkasya*da yaşayan Karaçay-Malkar Türkleri arasında beşik türküleri veya çocuk şarkılarına dönüşmekle birlikte, Türkiye'de yaşayan Karaçay-Malkar Türklerinde tamamen unutulmuştur. Bütün bu inanç sisteminden geriye sadece "ağacı kutsal sayma" düşüncesi kalmıştır.

    1990 Ağustos’unda gezdiğimiz Karaçay-Malkar köylerinden sadece Afyon ilinize bağlı Akhisar (Karaçaylılar arasında "Ağasar" olarak bilinir) köyü ile aynı ile bağlı Gökçeyayla (Karaçaylılar arasında "Kilisa" olarak bilinir) köyünde "kutsal ağaç" motifini tesbit ettik. Akhisar köyündeki ağaca "Cangoşa" adı verilmişti. Hiç bir özelliği olmadığını, sadece oldukça büyük olduğu için kimsenin onu kesmediğini öğrendik. Gökçeyayla köyündeki ağaca ise "Ziyaret Terek" (Ziyaret Ağacı) deniliyordu. Bu ağacın oldukça büyük ve tek başına olduğunu gördük. Bu büyük çam ağacının 1980 yılma kadar hastalar, çocuk sahibi olmak isteyenler, çeşitli başka dilekleri olanlar tarafından ziyaret edilerek, dallarına kumaş parçalarının bağlandığını öğrendik. Bu gezimizde bize enteresan gelen ve önemli gördüğümüz iki hususu burada aktarmak isteriz: Bunlardan ilki. Daha önce yine kutsal kabul edilen büyük bir çam ağacı iki kişi tarafından kereste olarak kullanılmak için kesilmiş. Bize anlatıldığına göre, bu iki kişi kısa aralıklarla ölmüşler. Nitekim eskiden beri bu tür kutsal kabul edilen ağaçlara zarar vermekten çekinilirmiş. Karaçaylılar, böyle ağaçlar için "anga tiygen şav bolur” (ona dokunan yok olur, ölür) diye inanmışlar. .Yine bize anlatıldığına göre, yıllar önce Kafkasya'da, Yukarı Malkar'da "Ravbazı" denen bir çam ağacı varmış. İslamiyet Karaçaylılar tarafından kabul edildikten sonra, Enayların Ali Efendi adında bir zat, medresedeki talebelerine bu ağacı kestirmiş. Bunu yaparken de, hem halkın o andaki tepkisinden korunmak ve hem de bu inancı zayıflatarak ortadan kaldırmak için "ilm-i siyaset" yapmış; talebelerine, ağaç yıkılırken, ölü rolü yapmalarını söylemiş, Talebeleri de Ali efendinin bu isteğini yerine getirmişler. Bu şekilde "Ravbazı" ortadan kaldırılmış. Enteresan gelen ikinci husus ise Gökçeyayla köyünde ziyaret ağacının kesilmesinden sonra "kutsal ağaç" motifi sona ermemiş. Çevredekiler tarafından, kesilen ağacın yakınındaki bir başka büyük çam ağacı "Ziyaret Terek" olarak görülmeye başlanmış.1980 yılına kadar da ziyaret edilmiştir, Yeni ağacın bu şekilde anılmasını ise bazıları, bu ağacın yakınındaki bir toprak yığınının, bir kutlu zatın mezarı olduğunu ve bundan dolayı bu ağacın halk tarafından bu şekilde anıldığım söylemişlerdir.(x)

    Bütün bu yukarıda anlatılanlar göstermektedir ki, bütün Türk dünyasında olduğu gibi. Kuzey Kafkasya’nın yüksek yaylalarında yaşayan Karaçay-Malkar Türklerinin inanç sisteminde de şamanizmin bir motifi olan "ağaç kültü" uzun yıllar yaşamış, zamanımızda da, Türk dünyasında olduğu üzere, değişik şekillerde varlığım sürdürmektedir. Ancak yeterli araştırma, inceleme ve derleme yapılmadığından, bu eski kültür değerleri, tesbit edilemeden kaybolup gitmektedir,

    Kaynaklar:

    (1) Bahaeddin Öğel, Türk Mitolojisi, l.c. TTK yay. Ankara 1989, s.74; A.Yaşar Ocak, Bektaşî Menakıbnamelerinde İslam Öncesi İnanç Motifleri, İst. 1983, s.85–86.

    (2) Bahaeddin Ögel, a.g,e.s.117

    (3) Abdulkadir İnan. Tarihte ve Bugün Şamanizm, Ank.1972, s.15

    (4) Abdulkadir İnan, Eski Türk Dini Tarihi, İst.1976, s.38.

    (5) Abdulkadir İnan, a.g,e.s.39

    (6) A.Yaşar Ocak, a.g,e.s.83-94

    (7) Abdulkadir İnan. Şamanizm, s.3

    (8) A.Yaşar Ocak, a.g,e.s.84

    (9) A.İnan, a.g.e. s.65

    (10) A.İnan, a.g.e. s.10.

    (11) H.H. Malkonduev, Drevnyaya Pesennaya Kultura Balkartsev i Karaçaevtsev,

    (Karaçay-Balkar Halkının Eski İnanç Kültürü), Nalçik 1990, s.8; Malkarlılanı bla Karaçaylılanı Halk Poeziya Çığarmaçılıkları, Nalçik 1988, s.7-9; 25-26, Karaçay Halk-Cırla (Haz. Goçieva S.A., Ortabayeva R.A. Suyünçeva H.İ.)Moskova,1969 s.10-12.

    (12) A.Yaşar Ocak, a.g.e. s.86

    (13) Malkarlılanı bla Karaçaylılanı…s.13

    (14) a.g.e. s.200,

    (15) H.H. Malkonduev, a.g.e.s.15;19-20.

    (16) Malkarlılanı.bla Karaçaylılanı s.199.

    (17) a.g.e. s.202,

    (18) a.g.e. s.13

    (19) a.g.e. s.201.

    (20) a.g.e. s.201.

    (21) a.g.e. s.20, 249–264.

    (x) Bu gün K.Kafkasya’da, Malkar bölgesinde, "Ravbazı"nın kesildiği yerde kesilme hadisesinin de anlatıldığı bir plaket bulunmaktadır.

    Not: Halen görev yaptığımız Konya, Derebucak ilçesine bağlı "Gencek Kasabası ve Konya, Beyşehir ilçesine bağlı Huğlu Kasabasında hala ziyaret edilen ve ziyaretçiler tarafından, dileklerinin kabulü için kumaş parçaları bağlanan veya çivi çakılan iki "ziyaret ağacı" tespit etmiş bulunmaktayız. Öyle anlaşılıyor ki bu kült, Anadolu’nun birçok yerinde günümüzde de yaşamaktadır.

    Karaçay-Malkar Türklerinde Ağaç Kültü

    Hasan ÜLKER

    Türk Kültürü, Sayı: 344



    Kaynak: http://www.turkfolkloru.com
    Kategori: Kültür | Ekleyen: bagalikaracayli (13-01-10) | Yazar: Hasan Ulker
    Görüntüleme: 872 | Etiketler: Karaçay-Malkar Türklerinde Ağaç Kül | Rating: 0.0/0
    Toplam yorumlar: 0
    avatar
    Giriş Formu
    Site içi arama
    ....
    Керек кенгден танытыр

    Керексизге сёлешме, онгсуз бла кюрешме

    Керекни шиндиги мийик

    Керти айтханнга айгьакъ джокъ

    Керти акъыллыгъа кёз тиймез

    Керти джылтырар, ётюрюк къалтырар

    Кертини кирит тыймаз

    Керти сёзню кезден айт

    Керти сёз кери барыр

    Керти сёзге къарыу джокъ

    Керти суу салмаз, от джандырмаз

    Кетерик кетмей, келлик келмез

    Кеси аман балта алыб чабар

    Кеси аман ёмюрюн аман бла ашырыр

    ETİKETLER
    egiz caşçıkla akbaylanı mihail gapalau adet bashuyuk appalanı hasan kara kübür başhüyük culduzla söleşe bilsele drau katliamı bittirlanı tamara itil suuu ağa turur aşhı adam elge borçlu Bittirlanı aminat çarh oyun küreşni colunda karacahaymalkar kiyimle üyle karaçay üy kar atala babala es comakla sürgün bayramuklanı halimat Karaçay-Malkar Türklerinde Algış Ge halk cırla Karaçay-Malkar Türklerinde Ağaç Kül çam haparla чам хапарла Karaçay Türklerinin Börüyle (Kurtla 8.mart köçgünçülük hapçalnı_mammet atacurt karachay bayrak gekki kamatur balkar karaçay kafkasya Stalin bilal algış ayak hasan laypan kalamla kanatlıla karaçay hikaye anı hatıra cırçı smayıl ismail semenov ahmat hazar karacahay kabartay adeb kasay goçiya aytek buşuukun jenosid LAYPANLANI Bilal borlak çoma sapar özden bilal laypan cır cırçı Atilla gazalanı alim gıpı karaçat 8mart1944 genosit ufuk tavkul cugutur alanla kimledile curtubaev mahti bıllım chegem habaz holam curtubay curtubayev Аланы başhuyuk halimat malkar karçay bayram cumhuriyet erkişi Alan
    Meteo
    KONYA Click for Konya, Türkiye Forecast
    Medya


    Site kodu
    Karachay

    Siteler

    Karachay

    Karachay

    karachays.com

    http://www.elbrusoid.org Карачаево-балкарский фонд Эльбрусоид(R)

    karachays.com

    AS - ALAN

    Bashuyuk

    Karachay

    Copyright Karachay © 2017